Showing posts with label Afrika. Show all posts
Showing posts with label Afrika. Show all posts

Saturday, January 5, 2019

Afrika’nın harika insanlar; Fulani Kabilesi (Anadolu Ajansı gözünden)


Anadolu Ajansı çalışanlarından Adam Abu Bashal ve Gökhan Kavak’ın yaptığı çalışmada aşağıdaki başlık altında Nijerya’daki Fulani Halkı tanıttılar.


“Afrika'nın en büyük yarı göçebe kabilesi: Fulaniler”


Batı ve Orta Afrika'nın birçok ülkesinde yaşam süren yaklaşık 40 milyon nüfuslu Fulanilerin çoğu, şehir hayatından uzak, tarım ve hayvancılıkla uğraşarak göçebe yaşam tarzlarını sürdürüyor.


Fulaniler, Batı ve Orta Afrika'nın birçok ülkesine yayılan yaklaşık 40 milyon nüfusuyla Afrika'nın en büyük yarı göçebe kabilesi.

Dünyanın en büyük yarı göçebe halklarından Fulanilerin çoğu hayvancılıkla uğraşıyor.

Nijerya'daki Fulanilerin bir kısmı şehirlerde yaşarken, büyük bir kısmı yarı göçebe olarak hayatlarını sürdürüyor.


Fulanilerin büyük sürülerle yaptıkları yolculuklar, sık sık çiftçilerle aralarında gerginlik yaşanmasına neden oluyor.

Hayvanlarını otlatmak için ülkenin güneyine göç eden Fulaniler, çiftçilerin hayvanlarını çalmaya çalıştığını ve kendilerine saldırdığını iddia ediyor.

Ülkenin Müslüman kuzeyi ile Hristiyan güneyi arasında yer alan bu bölge aynı zamanda dini gerilimleri de besliyor.

Çiftçiler ise Fulani çobanlarının, ülkede Hristiyanların çoğunlukta olduğu güney bölgelerde 18. yüzyıl İslam âlimi şeyh Osman Dan Fodio'nun öğretilerini yaymaya çalıştığını ileri sürüyor.


Sokoto Halifeliğini kurdular

İslam'ı, ilk kabul eden kabileler arasında yer alan Fulaniler, Afrika'da İslam'ın yayılmasında önemli bir yer alarak birçok âlim ve devlet adamı yetiştirdi.

Afrika'nın batısında 1804-1903 yılları arasında hüküm süren Sokoto Halifeliğinin kurucusu Osman Dan Fodio, Nijerya Devlet Başkanı Muhammadu Buhari, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ve Gambiya Devlet Başkanı Adama Barrow, Fulani âlim ve devlet adamları arasında yer alıyor.



"Yeni otlaklar bulmak zorundayız"

Nijeryalı Fulani Yusuf Shehu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nijerya'nın Kaduna eyaletinden hayvanlarını otlatmak için yıllar önce yola çıktıklarını söyledi.

18 yılda 300 kilometre yol kat ederek Abuja'ya kadar geldiklerini dile getiren 23 yaşındaki Shehu, "Çok sayıda büyükbaş hayvanımız var ve hayvanları otlatmak için yeni otlaklar bulmak zorundayız. Bu nedenle devamlı göç ediyoruz." dedi.

Shehu, Fulanilerin lüks hayata ihtiyacı olmadığını belirterek, "Bize sadece yatacak bir yer ve yiyecek şeyler lazım. Ne elektriğe ihtiyacımız var ne de lüks bir şeye. Bu hayatımızdan da memnunuz." diye konuştu.

Günlük hayatlarına sabah namazı ile başladıklarını aktaran Shehu, "Namazdan sonra hayvanlarımızı kontrol edip sütlerini sağıyoruz. Biz dönene kadar kadınlar ev işleriyle uğraşır ve getirdiğimiz sütün bir kısmıyla kahvaltı yaparız." ifadelerini kullandı.


Tek odalı toprak evler

Toprak ve sazlıklarla inşa ettikleri tek odalı evlerde yaşayan göçebe Fulani erkekler kahvaltıdan sonra hayvanlarını otlatıp tarlalarını sürürken, kadınlar inek sütü ve buğdaydan ürettikleri Fulanilerin geleneksel "Fura da Nono" isimli yiyeceğini satarak para kazanıyor.

Shehu, elektrik kullanmadıklarına dikkati çekerek, "Akşamları eve döndüğümüzde Kur'an-ı Kerim okuruz, sonra sohbet ederiz. Çocuklar bir araya toplanır, büyüklerin anlattığı hikayeleri dinlerler." dedi.

Hayvancılığın yanında tarımla da uğraşan Fulaniler, mısır, patates, domates ve biber başta olmak üzere birçok sebze yetiştiriyor.

Elektrik olmadığı için domates ve mısır gibi ürünleri kurutarak tükettiklerini dile getiren Shehu, yağ, şeker, tuz ve baharat gibi gıdaları ise satın aldıklarını söyledi.

Shehu, "Bu mısırları hayvanlar ulaşamasın diye yerden yüksekte kurutuyoruz. Mısırlar kuruduktan sonra çuvalın içinde koyarak döveriz, ondan sonra kullanırız." diye konuştu. 


Çoban-çiftçi çatışmaları

Nijerya'da, birçok insanın hayatını kaybettiği çoban-çiftçi çatışmaları yaşanıyor.

Çobanlar ile çiftçiler arasında yaşanan şiddet olaylarının herkesi rahatsız ettiğini belirten Shehu, "Son zamanlarda farklı gruplar tarafından yapılan saldırıların çoğunun suçu Fulanilere atılıyor ve Fulaniler terörist ya da kötü insan gibi gösteriliyor." dedi.

Shehu, şiddetin son bulmasını ve tüm Nijeryalıların bir araya gelmesini istediğini aktardı.


"Akşamları, elektrik olmadığı için kandil kullanıyoruz"

Fulanilerin tek odalı evlerinin içinde yatak ve küçük ev eşyaları bulunuyor. Fulani kadınlar yemeklerini evlerinin önünde pişiriyor.

Fulani Havva Alhaji ise lüks bir hayatı olmasa da durumundan memnun olduğunu dile getirerek, "Sabah kalktığımızda çocuklarla ilgileniriz ve sonra evimizi temizleriz. Ailecek kahvaltı yaptıktan sonra eşlerimiz hayvanları otlatır ya da ektiğimiz sebzeler ile uğraşır. Akşamları, elektrik olmadığı için kandil kullanıyoruz." dedi.

Kaynak:

Thursday, December 27, 2018

Ben ZENCİ değilim, AFRİKALI’yım!



Bu konu ile ilgili duygularımı ve düşüncelerimin yazmam ya da paylaşmamın nedenlerinden biri, konu ile ilgili bilgisi olmayanlar için bilgi vermektir. İkincisiyse benim gibi aynı duyguları paylaşanlar için de bir hatırlatmadır. Peki, konu neydi? Başlıkta anlaşılacak üzere, toplumda sürekli duyduğumuz “Zenci” kelimesi ve onunla beraber getiren olumsuz algılar ve yanlış anlaşılmalardır.

‘Zenci kardeşim’, ‘Zenci arkadaşım’, ‘Zenci öğrenciler’, ‘Aşağılık Zenci(aşırı modeli)’ gibi cümleleri ya söylemişsiniz ya da duymuşsunuzdur ve yahut sana karşı söylenmiştir. Belki de hiç duymamış ve söylememiş olabilirsiniz. Tabii olabilir.

Konunun içine girmeden söylemem gereken bir şey var. Şahsen Zenci kelimesine karşı çok hassasım, daha doğrusu sevmiyorum ve ondan nefret ediyorum. Zenci kelimesini ne zaman, nerede karşıma çıkarsa, söyleyene veya kullanana mümkün olduğu kadar ya da durum ve yeri müsaitse hassasiyetimi belirtmeye çalışırım. Tabii anlatma yoluyla. Zenci kelimesine karşı hassasiyetimin nedenleriyse yazımın sonuna kadar gelebilirseniz anlarsınız.

Türkiye’de Zenci kelimesini ilk duyduğumda, meraktan anlamına bakmaya gittim. Karşıma İngilizcedeki karşılığı olan ‘Negro’ başka yerlerde ise ‘Nigger’ veya ‘Nigga’ gibi kelimeleri çıkmıştır. Çok şaşırmışım. Kendime dedim ki, bu insanlar bu kelimenin anlamı bilmiyorlar mı? Niye kullanıyorlar? Diye kafamda soru işareti oluştu. Bu iki soruların cevabını bulabilmek için bir süreç başladı. Şimdi bu kelimelerinin anlamlarını bakalım. Zenci(Negro, Nigger, Nigga) kelimesi, yüzeysel anlamlarına bakınca çoğu yerlerde “Siyahı insan ya da Siyahı adam” anlamı verilmiştir. Bazı yerlerde ise “Afrika kökenli insanlara” atfetmektedir. Şimdi gerçek anlamına bakalım. Gerçek anlamı derken kastım, zenci kelimesi kimlere, ne zaman, nasıl ve niye kullanılmıştır. Yani kâğıttaki yazılana değil de uygulamadakine bakalım, tıpkı ‘Demokrasi gibi.

Uygulamadaki anlamına bakacak olursak, bir zamanlar Amerika başta olmak üzere Avrupa ve dünyanın birçok yerlerinde Afrika’dan kendi isteklerine karşı, zorlama gücünü kullanarak alınan insanların Amerika, Avrupa ve dünyanın belli yerlerdeki tarlalarda gece gündüz demeden, yağmurlarda, sıcak ve soğuk havalarda çalıştırılan, insan hakkı, hukuka önünde eşitlik hakkı, aile kurma ve koruma, hastalandığında sağlık hizmetleri haklarına sahip olmayan, çalışma sırasında hata yaptığında eziyet ve sonunda ölüm cezasına maruz kalan kalan, sürekli efendisinin sözlerine itaat edip ona göre hizmet eden bir kişiliktir. Kısacası insan değil. Yani Zenci, kendilerine beyaz denen insanların ortaya çıkardığın bir kişilik bir sıfattır. Bunu da daha iyi anlayabilmek için kelimenin tarihine bakmak lazım, ilgilenenler tabi. İnsanlara bu şekilde anlatınca kaçış yolunu aramaya başlarlar ve çoğu zaman bana “biz renk anlamında kullanıyoruz” denilirdi. Onun için Zenci kelimesini, hem renk hem de sıfat boyuttan hep beraber inceleceğiz, ondan sonra hep birlikte ortak bir çözümü bulmaya çalışalım.

Renk Boyutu: Bir ara arkadaşlarla bu konu üzerinde muhabbet ederken, Zenci kelimesini niye sevmediğimi ve siyahı arkadaşlarıma karşı kullanılması doğru olmadığını anlattıktan sonra, Türk arkadaşlarımdan biri bana: “Yakup, biz sadece renk anlamında kullanıyoruz” dedi. Ben de dedim ki ona: “Biz derken, Zenci kelimesini kullanan bütün Türkleri temsil ediyorsun gibi geldi bana da. Mademki öyle o zaman Zenci kelimesini kullanan herkese soracağım soru sana sorayım”. Bu arada yazıyı okuyorsanız soracağım soruya kendi kendinize cevap vermeye çalışın. Diyelim ki bir derste renk veya ırk ile alakası olmayan bir konu anlatılıyor. Sonra anıdan konuyu anlatan adam ‘Zenci’ dedi, aklınıza ilk gelen şey ne olur? Arkadaşım durdu cevap veremedi ama ben cevabımı aldım. Başka bir soru dedim, şimdi aynı adam renklerle ilgili konu anlatıyor, kırmızı rengi, beyaz rengi, sarı rengi, mor rengi ve Zenci rengi dedi. Bu sefer aklınıza gelen şey nedir? Dedim. Arkadaşım, “ valla tuhaf” dedi. Niye tuhaf? Dedim. Hani Zenci diye bir renk yok ki diyor. Ben de olması gerekmiyor mu? Diye sordum hani renklerden bahsediyoruz ya. Olmaz ya dedi. Bununla ilgili arkadaşlarımdan ve ya toplumdan aldığım birçok örnekler vardır fakat konuyu uzatmanın lüzumu görmüyorum. Demek ki insanlar zenci kelimesi çok kullanıp bilinç altınlarında renk olarak yerleşmiş ama aslında renkle alakası olmadığını bilmiyorlar. Toplumda sürekli kullanıldığı için karşıdaki insanın ne hissettiğini ya bilinmiyor ya da fakında değildir. Bunun için biz sadece renk anlamında kullanıyoruz diyenler kelimeye bir daha baksınlar ve değerlendirsinler. Zenci kelimesini kullanmayın!

Sıfat boyuttu: İngilizcede Negro, Nigger olan kelimeleri Latin Niger, Nigrum, Portekizce ve İspanyolca Negro, Fransızcada Nègre kelimelerinden türetip aynı Siyahı ve ya ‘Siyah insanı anlamları taşımaktadır. En çok Amerika, Avrupa ve dünyanın birçok yerlerinde kullanılmıştır. Fakat zamanla olumsuz ve aşağılayıcı anlamları taşıdığı için özellikle Amerika, Avrupa ve dünyanın birçok yerlerde Zenci kelimesinin kullanılmasını yasaklanmıştır. Hatta bazı ülkelerde herhangi bir şekilde kullanılması hukuka karşı bir suç olarak sayılmaktadır.

Zenci kelimesi Türkçeye ne zaman, nasıl, niye geçirilmiş, kim geçirmiş ile ilgili bilgim yok. Onun tarihini bilemem. Tarihçi değilim ki tarihi de anlatmıyorum fakat ben Gerçekçiyim ve malum Türk toplumda Zenci kelimesini gayet rahatça kullanılmaktadır. Eğer kelimeyi sıfat olarak kullanıyorsanız ki çoğu zaman öyledir, o zaman eğer semimi iseniz sürekli kardeşim, arkadaşım, sevgilim dediğiniz o siyahı arkadaşınızı, kardeşinizi ve sevgilinizi hani yazının ortalarında Zenci kelimesinin sıfat anlamını yazdım ya, işte o arkadaşınızı o seviyeye kadar indirmektesiniz. Haberiniz olsun! Kardeşliğinizi ve arkadaşlığınızı mangala atmak demektir. Kelimeye karşı hassasiyetimin sebeplerinden biri işte budur zaten.

İkincisi ise, sürekli zenci kelimesi kullanmak, siyahı arkadaşınızın kafasındaki kelimenin olumsuz ve aşağılayıcı anlamı var olduğu için zamanla kendisini mağdur kimse olarak görmeye başlar. Bu da hem kendisini geliştirmek hem de topluma faydalı olabilmek için büyük bir engel olduğunu düşünüyorum. Zenci kelimesini kullanmayın!

Niyetimiz temiz…

Peki, Allah razı olsun. Allah temiz niyetinizi artırsın, eksik olmayın. Arkadaşlarla Zenci kelimesi üzerinde konuşurken en çok duyduğun cümlelerden biri de Niyetimiz temizdir. Fakat unutuyorlar ki temiz niyet hiçbir zaman ve hiçbir yerde meşru olmayanı meşru yapamaz, olumsuz olanı olumlu edemez ve ya kötüyü iyi yapamaz. Bu da bir hayatın kuralıdır. İyi niyetle siyahı arkadaşınıza Zenci kelimesini kullanmak aranızda meşru olmayan bir şey zorla sıkıştırmaya çalışmaktır. Böyle bir şey yapmak aynen açlık ile karın doyurmanın arasında hırsızlığı sıkıştırmaktır. Aç olan bir kişinin yemek yiyip karnını doyurmak doğal bir şey iken, karnını doyurmak için hırsızlık yapmayı tercih etmek kötü sonucu doğar. Açlık hırsızlığı meşru edemeyeceği gibi temiz niyet de Zenci kelimesini meşrulaştıramaz. Zenci kelimesini kullanmayın!

Ama hocalar da kullanıyor…

Bir arkadaş da bana; “Yakup, ama hocalar da kullanıyor” dedi. “keşke kullanmasalar” dedim. Hocalar, profesörler, âlimler, yetkiler ve yöneticiler doğru düzgün hareket etseler şimdiki halimizden daha iyi bir durumda olacağımıza inanıyorum. Bu insanlara karşı saygı ve hürmetim sonsuz ve belli bir alanda uzmanlık yapıp önemli bilgileri elde edebilirler fakat her şeyi bilecek halleri yok. Unvanlar taşıyorlar diye her şeyi biliyorlar düşüncesiyle peşlerinden gidersek vay halimize! Zaten bu adamlar kitapta yazılanları ve yahut daha önce öğrendikleriyle hareket ederler. Başkasının ne hissettiğini ne düşündüğünü bilemezler ki, kalplerimizi okuyamazlar, duygularımızı da bilemezler. Toplum da aynı şekildedir. Zenci kelimesini kullanmayın!

Ne yapalım?

Niyeti temiz olanlar için: (sözcük eksikliği)

Zenci kelimesini kullanmaksızın temiz niyetinizi belirleyebilirsiniz. Mesela Zenci yerine Siyahı kelimesini kullanabilirsiniz eğer arkadaşınızın ismini bilmek istemiyorsanız. Olmadı. Nasıl da Avrupa’dan gelene Avrupalı, Asya’dan gelene Asyalı ve Amerika’da gelene Amerikalı diyorsanız Afrika’dan gelene de Afrikalı diyebilirsiniz. Bu da olmadı. En azından tanımadığınız bir Türk kardeşinizle muhatap olmak istediğinizde, ‘Pardon’, ‘bakar mısın?’, ‘kardeşim’ gibi sözler ve cümleleri siyahı arkadaşınıza da kullanabilirsiniz. “Şuşş!” ya da “Şişş!” sözleriyle çağırılmaz. Siyahı bir arkadaşınızla arasındaki olan samimiyet ve sevginizi Zenci kelimesi üzerinde değerlendirebiliriz.

Buraya kadar yazdığımı okuduysanız ve gene ısrarla Zenci kelimesini kullanıyorsanız, o zaman kardeşlik, arkadaşlık ve sevgiden bahsetmeyin. Yoksa hepsi edebiyat olur, laf salatası. İkincisi ve en önemlisi, siyahı bir arkadaşınızın kim olduğunu, ne hissettiğini, kültürünü ve düşüncesini bilmek istiyorsanız Hollywood’a başvurmak büyük bir yanlışlıktır. Hollywood’daki adamların yaptığı filmleri çok izlemeyin. İzleyeceğiz diyorsanız lütfen filmdeki gördüğünüz siyahı adamları lütfen filmde kalsınlar. Filmdeki dünya gerçek dünya değil. Çünkü oradaki filmleri çok izledikten sonra bütün gördüğünüz siyahıları filmlerdekiler gibi zannedersiniz, aynı gözle bakarsınız ve hepimizi aynı sepete koyarsınız. Bu da sizleri gerçek dünyadan uzaklaştırır, sonunda bizleri ve sizlerin arasında büyük bir mesafe koyar. Zenci kelimesini kullanmayın!

Hocalar, profesörler için: (İlim ve bilimin güncelleştirilmesi)

Sevgili öğretim üyeleri, profesörler ve hocalarım, dünya hızlı bir şekilde değişip ve sürekli yeni bilgiler ortaya çıkmaktadır. Önceden dünya ve farklı farklı kültürler ile ilgili doğru bilinen bilgileri bugün yanlış bilgiler olur aynı şekilde yanlış bilinen bilgileri bugün doğru olarak kabul edilmektedir. Dünyadaki yaşayan insanlar ve kültürlerle ilgili bilgilerinizi güncelleştirin! İlim ve bilimi sahip olanlar hala eski çağda ve karanlık çağdaki düşünürlerin o zamanki dünya ile ilgili bakış açılarıyla şimdiki dünyayı değerlendirmektedir. Modernleşmiş bir çağda aynen Montesquieu, Weber, Machiavelli, vs. gibi düşünürlerin gözüyle insanlara ve kültürlere bakıp değerlendirmek ve yahut bu düşünürlerin kafasıyla bu çağda yaşamak bence çok abestir. Bilmemek, eksik bilgiye sahip olmak, ilim ve bilim alanında geri kalmak ve yanlış bilmek ayıp değil. Fakat eski bilgilerin üzerinde ısrarla hayat sürmek hem ilme hem de bilime ihanet etmektir. Zenci kelimesini kullanmayın!

Son söz…
Ey Afrikalı kardeşim, senin veya herksin Zenci kelimesine karşı hassasiyetini temsil etmiş olamam. Fakat çoğunun bu konuyla ilgili düşüncesi ve duygularını temsil etmiş olduğumu düşünüyorum. Belki sen de aynen ya da buna yakın bir şekilde düşünüyorsun fakat bir şekilde düşüncelerin ve duygularını bir şekilde söze dökememiş olabilirsin. Tabii olabilir. Mümkün olduğu kadar bu konu ile ilgili toplumu bilgilendirmek amacıyla bir şeyler yazdım, şimdi senin üzerine düşen arkadaş olduğun herkesle, üye olduğun her gruba paylaşmandır. Bunu yaptığın sürece, bilin ki hepimizin yapması gereken bu işimize katkın olmuş demektir. Şikâyet, ağlama ve üzülme yerine İCRAT. Eğer bana ne, ha bana Zenci desinler ha demesinler diyorsan, sana söyleyeceğim bir söz yoktur. Allah hepimizin yardımcısı olsun! Zenci kelimesini kullanmayın!


Yazar: Yaqoub Ali

Monday, September 10, 2018

Afrika’nın harika insanlar; Fulani Kabilesi (Part 1)


Fulani, Batı Afrika'nın birçok yerinde dağınık bir bölgeye yayılmış olan --Doğudaki Çad Gölü'nden Atlantik kıyısına kadar-- aynı zamanda, PEUL veya FULBE olarak da adlandırılan toplamda 20 ile 25 milyon arasında değişen Sahel ve Batı Afrika'daki en geniş etnik gruplardan biridir. Esas olarak Nijerya, Mali, Gine, Kamerun, Senegal ve Nijer'de yoğunlaşıyorlar. FULA olarak bilinen Fulani dili, Nijer-Kongo dil ailesinin Atlantik şubesinde sınıflandırılmıştır. Etnik bir grup olarak, Fula dili ve İslami dini bağları, tarihi ve kültürleri ile birbirine bağlılar.

Fulani, binlerce yıldır Batı Afrika bölge sindeki siyaset, ekonomi ve tarihlerinde etkili olan göçebe bir halktır. Burkina'daki Mossi devletin yükseliş ve düşüşünde önemli bir rol oynamışlar ve aynı zamanda Nijer ve Nijerya üzerinden güneye göç eden insanların Kamerun'a göç hareketlerine katkıda bulundular. İslam'ın Batı Afrika'nın çoğunda tanıtılmasından ve yayılmasından da sorumluydular. Fulani imparatorluğunun yükselişi 1800'lerin başları ile 1900'lerin başları arasındaydı. Bu güç, Usman dan Fodio altında pekiştirilmiş ve kuzey Nijerya'da merkezlendi. Dan Fodio, islami yaygınlaştırmak için cihadı kullanan dindar bir Müslümandı. Fulani halkı hala pek çok Batı Afrika ülkelerinde lider durumundalar; bunlar arasında Nijerya cumhurbaşkanı, Muhammadu Buhari; Senegal Başkanı Macky Sall; Gambiya Başkanı, Adama Barrow; Sierra Leone Başkan Yardımcısı, Mohamed Juldeh Jalloh ve Gambiya Başkan Yardımcısı, Fatoumata Tambajang.

Fulani başlıca göçebe çobanları ve tüccarlardır. Fulani halkın tahminen 7 ila 8 milyon arasında önemli bir kısmı, pastoralizdir ve onları dünyanın en büyük göçebe pastoral topluluğuna sahip etnik grup haline getirmektedir. Batı Afrika'da kurdukları yollar, bölgedeki tümüyle yalıtılmış etnik gruplar arasındaki ekonomik ve politik bağları güçlendiren geniş bağlantılar sağlamıştır. Fulani sığırlarından üretilen süt ürünleri, tarım ürünleri ve lüks ürünler için yerleşik çiftçilere satarlar. Fulani tüccarları daha sonra bu lüks eşyaları göçebe rotaları boyunca çeşitli gruplar arasında satarlar.

Nigerian current president; Muhammadu Buhari - A Fulani Man

Fulani Halkının ilk kökeni, çok farklı fikirlerle gizemli bir şekilde en büyüleyici ve derindir. Birçok akademisyen, Yahudi-Suriye kökenli olduklarına inanıyor. Ancak, genel olarak Fulani'nin hem Kuzey Afrika'dan hem de Sahra-altı Afrika'daki göçebelerden indiği kabul edilmektedir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan geldiler ve Orta ve Batı Afrika'ya Senegal bölgesinden yerleştiler, Tekruur İmparatorluğu'nu oluşturup daha sonra, Batı Afrika'daki tüm ülkelere yayıldılar ve göçebe yaşam tarzlarına öncülük etmeye devam ettiler. Bazıları, Fulani halkının kökeni hakkında spekülasyon yaparken, Fulani arasında mevcut dil ve genetik kanıtlar, yerli bir Batı Afrika kökenli olduğunu göstermektedir. Onlarla ilişkili genetik soyların büyük çoğunluğu, diğer Batı Afrikalılarda en çok görülenleri yansıtmaktadır. Onların dilleri de en çok Wolof ve Serer etnik gruplarınkiyle yakından ilişkili Batı Afrika kökenlidir. Tarihsel ve arkeolojik kayıtlar, Fulani konuşmacılarının en az 5. yüzyıldan beri Batı Afrika'da yaşadıklarını göstermektedir. İlginç bir şekilde, Tassili-n-Ajjer'deki kaya resimleri, bölgedeki proto-Fulani kültürel özelliklerinin varlığını en azından M.Ö dördüncü binyıl rastlamaktadır. Fulani kültüründe uzman akademisyenler, bazı görüntülerin çağdaş Fulani halkları tarafından hala uygulanan ritüelleri tasvir ettiğine inanıyorlar.

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Tuesday, June 5, 2018

PATRIOTISM: A solution for Africa’s development. Part 1



            I would like to begin with one of my favorite quotes which is: “History happens twice because people don’t listen at the first time.” In Africa, I think Africans are already experiencing the repetition of history for the second time as we are still under direct or indirect influence of the descendants of the early intruders or as they are referred to in Africa as the whites or the Westerners who through trade and under the disguise of missionary works looted the continent.

Our parents and grandparents didn’t listen for the first time when the intruders came and the repercussion of not listening is what we are seeing in Africa now (Modern colonization). I hope this current generation of Africans will not just listen but will be ready to also read in other to prevent the repetition of history for the third time in the near future.

Actually between the late 1950’s and the whole of 1960’s, there were celebrations of independence, liberation and emancipation from the colonial powers almost throughout the African continent, at the same sending messages to others that ‘YES’ we are free, we did it and any other country or continent under colonial domination can do the same. And I remember what Kwame Nkrumah of Ghana said in his famous independence speech, he said: “We have awakened. We will not sleep anymore. Today, from now on, there is a new African in the world! That new African is ready to fight his own battles and show that after all, the black man is capable of managing his own affairs.” 6th March 1957. So inspiring, isn’t it? But I wish Kwame Nkrumah is here to see that the black man has not been able to manage his own affairs.

Since the independence of various African nations back in the 1960’s till date Africa has been under enormous dominations again and inhumane propaganda to make sure that Africa remains the way it is now and will not be able to compete with the intruders (western world) or any other continent at any level. No matter how hard Africa tries, it is still being labeled as either “undeveloped”, “less developed” or “developing” whichever one you choose and I bet you they will continue to label Africa as “undeveloped”, “less developed” or “developing” until we go back to what Nkrumah said and that’s start managing our own affairs.

Just imagine from our educational system, economic policies to the political and social structures is under the direct or indirect influence of the same foreign intruders who at once do not recognize anyone from Africa with the word freedom and human right, and when they had the complete control over Africa, they deliberately destroyed everything just to satisfy their selfish interests. Malcolm X once said: “You have to realize that up until about 1959, Africa was dominated by the colonial powers. And by the colonial powers of Europe having complete control over Africa, they projected Africa always in a negative light – jungles, savages, cannibals, nothing civilized.”

These misconceptions and many other wrong ideas about Africa are still widely held in the so called modern world, often in very prestigious places. The social scientist Samuel Huntington at Harvard University, serve as a telling example of the reflexive and unreflected ways in which many well-educated Western-educated people think. In his book published in 1996, The clash of Civilizations and the Remaking of the World Order, he sees Africa as a set of weaker civilizations. He and many influential writers and officials are predisposed to think Africa as irrelevant.

Now the game is, when they have something to gain from Africa, they call it the richest continent on earth and after looting it and the people, they say it’s the most corrupted continent on earth. Sometimes ago, the Former British Prime Minister David Cameron had the nerve to call Nigeria a “Fantastically corrupt” when all the corrupt leaders we have in Africa either have bank accounts and assets in Britain or in some other western countries. Maybe he forgot that the corruption in Africa is another source of income for the British government and the west since those “fantastically corrupt” leaders pay taxes for having assets in Britain and in the western countries.

We can’t deny the fact that Africa is really sick and needs a doctor, at the same time, it is being led by clueless leaders who are in one way or the other more interested in their own gains than the development of their own people and the continent at large. Again there is no doubt that the development of Africans and the continent Africa depends on the efforts of Africans and Africans alone not some self-serving aid workers or the insatiable West.

Furthermore, Africans need to understand that development never comes from outside, it comes from inside which means, it starts from within Africa and within the African people. Again not with IMF, not with the World Bank or with the foreign aids, it starts with the people.

The reason why I am saying this is that, just imagine a sick person whose doctor happens to be his rival or enemy. Instead of giving this sick person the right prescription for his sickness, the doctor being in the position of a rival or an enemy will definitely give him a wrong prescription which will either worsen the sickness or be the cause of his death. Africans are looking for solutions from people who are not interested in the development of Africa and its people. And because we force them to help us do what we can do for ourselves, they have no other option than to give us the prescriptions that will even make us more undeveloped and poor. Whiles the prescription they always give to us makes us poorer, on the hand, it serves their own interests.

Nobody can refute the fact that Africa is the richest continent on earth. Because it is said that, “the richness of a nation lays in the land, what is in the land and the people that work on the land.” There is no doubt that there is indeed richness in Africa. Unfortunately, the dwellers of Africa are not as rich as the land. Richness not in money or accumulated wealth but rather in character and attitude.

Africans have problems with the way they carry themselves and in the state of their minds. It’s either Africans don’t care or don’t know how to show resistance when we are face with oppressions and injustices, because we are afraid and fears is the oppressor’s weapon.

Again, it’s either we don’t care or don’t know how to be perseverant when we are in difficult situations. Our eyes, hands and minds are always open to help and aid from outside which in turn makes us vulnerable in the eyes of the provider. These make us lazy and take away our abilities to think, create and provide for ourselves.

Furthermore, Africans are too individualistic and egocentric, we always think about ourselves and do not care about each other, and we don’t care about the future of youth and the brilliant children of Africa. That’s why you see almost all the policies and plans that are made by most governments and politicians are short term, because they are interested in themselves and the next election not about the people.

Also, Africans don’t like reading anything about themselves and the world, when we became far away from our own history and culture, we became far away from our own selves. They say if you want to hide something from an African, put it in a book because we will never read it. These and many others are the reasons why we call for Patriotism or a Patriotic Africa.

Read Part 2 by clicking here. 
Yazar: Yaqoub Ali

Thursday, May 31, 2018

Kime Kızayım?

Ona sormuşlar “Sen hiç kızmaz mısın?” diye. 
Gülümsedi ve dedi ki: “Kime kızayım? Kime kızmalıyım?


Çikolata çikolata deyip arkamdan gelen ilkokul çocuklarına mı?

Yoksa yoksa Arap Arap diyen ortaokulluya mı?

 “Zenci abi nasılsın?” diyen masum genç kıza mı? Yoksa

Yoksa sokaktaki simitçinin “Kara abime bir tane vereyim mi?” deyişine?

Sizin orda okul var mı diyen üniversiteliye mi?

Yoksa siz yamyam mısınız diyen üniversite hocasına mı?

 “Bunlar Yahudi, bizim ülkeyi mahvedecekler” diye bizi kovalayan yaşlı amcaya mı?

“Zenci mi Siyahi mi? Hangisine tercih edersin” soran profesöre mi?



Kime kızayım ben?

Sizin memlekette

Araba var mı?

 Evler var mı?

Su var mı?

Sorana mı? Kime kızayım ben?

Bizi kötü gösteren medyaya mı?

O yazılanları inananlara mı?

Bizi o duruma sokan Batıya mı?

Yoksa Atalarımızın saflığına mı?

Güçsüzlüklerine mi?

Kime kızayım ben?


Yazar: Suleiman Usman IDRISS
Image: https://www.pinterest.com/marycriscenti/attitude/