Showing posts with label IDRISS. Show all posts
Showing posts with label IDRISS. Show all posts

Sunday, December 30, 2018

Baktığında bakışlarını kaçıramıyorsan, onun baktığı yerde olma!

“Gülümseme!” dedi bana,
“Tamam” dedim.
Bilirsin ya işte insan gülmek isteyip te gülmediği zaman nasıl komik göründüğünü bende o şekilde baktım ona “ah bana öyle bakma” dedi kahkahaya boğulduk o sırada ikimizde. Tatlı tatlı isyanını etti, sitemini bu şekilde dile getirdi: “Ben seninle ne yapayım, gönül rahatıyla bile kızamıyorum sana, baktım mı kıyamıyorum.” Hakikaten kıyamıyordu bana. Ha hemen söylemem gerekirse bizimkisi aşk hikâyesi değil sadece çok masumca sonuna kadar gerçek bir hikâyedir işte.
Sonuna kadar dedim sonu nasıl bittiğini söyleyeyim size, bir gün benden uzaktayken kızdırdım onu. Çok kızmış ki beni tekrar görmek istemedi, konuşurduk yine hep de ama hiç buluşmak istemedi benimle çünkü biliyor ki yüzüme bakarsa hemen affeder beni. Yüzüme karşı gelemiyordu, bakışımı çok seviyordu ama dediğim gibi size işte bizimkisi bir aşk hikâyesi değildi sadece birbirine birden bire bağlanmış iki insanın kısa süren ama sonuna kadar gerçek bir hikâyesidir.
Bir kaç yıl geçti aradan ama senenin bu zamanlarında hep aklıma gelirdi bu senede geldi nitekim. Onun doğum günü bu sıralardadır. Doğum günün kutlu olsun güzel kız bir gün yine seninle karşılamak dileklerle.
Hikâyeme romantik bir hava katmak için bir filmden alıntıyla "Baktığında bakışlarını kaçıramıyorsan, onun baktığı yerde olma!" demişti, yakın bir arkadaş yakın bir arkadaşına.



Yazar: Suleiman Usman IDRISS
Erasmus`ta tanıştığım ve çok sevdiğim arkadaşım Andreea anısına J

Tuesday, September 25, 2018

Tarihin yazıp yazmadığı nefes alan her canlının geçtiği O nokta


Bir nokta var desem size bu kâinatta tüm sevdikleriniz oradan geçti desem ve eklesem tüm sevmedikleriniz de bu noktadan geçti desem inanır mısınız? Peki, aynı noktadan tarihin sayfalarında isimleri geçen tüm büyük liderler, Sultanlar, Krallar, Padişahlar ve askerleri yine bu noktadan geçtiğini desem? İnanması zor biliyorum ama öyle bir nokta var, öğrenmek istiyorsanız bu yazıyı sabırla sonuna kadar okuyup öğrenebilirsiniz.


O nokta burası, yuvamız, Biziz, üzerinde sevdiğimiz herkes, tanıdığımız herkes, adını duyduğumuz herkes, gelmiş geçmiş bütün insanlar burada kendi hayatlarını yaşadı. Her neşemiz ve ıstırabımız, binlerce din, dil, ideoloji ve ekonomik doktrin, her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve her korkak, uygarlığı yıkanlar ve kuranlar herkes, her kral ve her köylü, aşk ’a düşmüş her genç çift, her anne ve her baba, umut dolu her çocuk, her mucit ve her kâşif, her bir ahlak hocası, her bir yolsuz politikacı, her süper star, her büyük lider, her aziz ve her günahkar, tarihindeki herkes burada yaşadı. Güneş ışınlarına asıllı duran bir toz zerreciğinin üzerinde.



General ve imparatorlar tarafından akıtılan bütün kan nehirlerini düşünün, bu sayede zafer anlarında bir noktanın anlık hâkimleri olabildiler. Edilen sonsuz zulmü düşünün, bu noktanın bir köşesini mesken tutmuş sakinlerin başka bir köşenin zar zor fark edilebilen sakinlerine yaptığı zulmü, ne çok yanlış anlaşılmalar yaşadılar, birbirlerini öldürmeye ne meraklıydılar, nefretleri ne kadar büyüktü. Tavrımız kendimiz önemli sanışımız, evrende ayrıcalıklı olduğumuzun yanılgısı bu soluk noktada sınava tabi tutuluyor. Gezegenimiz ve onu çevreleyen kozmik tiranlıkta yapayalnız bir nokta. Bu enginlikte, bu önemsizliğimizde bizi kendimizden kurtaracak yardımın başka bir yerden geleceğine dair işaret yok, dünyamız şimdiye kadar yaşama ev sahiplik yaptığı bilinen tek dünya. Türümüzün göç edebileceği başka bir yer yok en azından yakın bir gelecekte, ziyaret etmek mümkün, yerleşmek henüz değil. Hoşunuza gitsin gitmesin şuan için dünya barınabileceğimiz tek yer. İnsanın ahmakça kibrini bu uzak görüntüden daha iyi temsil eden bir şey olacağını sanma.

Bu sorumluluğumuzun altını çiziyor, birbirimizi daha çok sevmeli, daha nazik olmalı ve soluk mavi noktayı koruyup el üstünde tutmalıyız. Bildiğimiz tek yuva o. O engin bir kozmik sahnenin çok küçük bir parçasıdır, Dünya derler bu noktaya.


Bu da benim için bir evrensel bakış açısıydı.

Yazar: Abdullah İDİ ABASS
Editör: Suleiman Usman IDRISS


Monday, September 10, 2018

Afrika’nın harika insanlar; Fulani Kabilesi (Part 1)


Fulani, Batı Afrika'nın birçok yerinde dağınık bir bölgeye yayılmış olan --Doğudaki Çad Gölü'nden Atlantik kıyısına kadar-- aynı zamanda, PEUL veya FULBE olarak da adlandırılan toplamda 20 ile 25 milyon arasında değişen Sahel ve Batı Afrika'daki en geniş etnik gruplardan biridir. Esas olarak Nijerya, Mali, Gine, Kamerun, Senegal ve Nijer'de yoğunlaşıyorlar. FULA olarak bilinen Fulani dili, Nijer-Kongo dil ailesinin Atlantik şubesinde sınıflandırılmıştır. Etnik bir grup olarak, Fula dili ve İslami dini bağları, tarihi ve kültürleri ile birbirine bağlılar.

Fulani, binlerce yıldır Batı Afrika bölge sindeki siyaset, ekonomi ve tarihlerinde etkili olan göçebe bir halktır. Burkina'daki Mossi devletin yükseliş ve düşüşünde önemli bir rol oynamışlar ve aynı zamanda Nijer ve Nijerya üzerinden güneye göç eden insanların Kamerun'a göç hareketlerine katkıda bulundular. İslam'ın Batı Afrika'nın çoğunda tanıtılmasından ve yayılmasından da sorumluydular. Fulani imparatorluğunun yükselişi 1800'lerin başları ile 1900'lerin başları arasındaydı. Bu güç, Usman dan Fodio altında pekiştirilmiş ve kuzey Nijerya'da merkezlendi. Dan Fodio, islami yaygınlaştırmak için cihadı kullanan dindar bir Müslümandı. Fulani halkı hala pek çok Batı Afrika ülkelerinde lider durumundalar; bunlar arasında Nijerya cumhurbaşkanı, Muhammadu Buhari; Senegal Başkanı Macky Sall; Gambiya Başkanı, Adama Barrow; Sierra Leone Başkan Yardımcısı, Mohamed Juldeh Jalloh ve Gambiya Başkan Yardımcısı, Fatoumata Tambajang.

Fulani başlıca göçebe çobanları ve tüccarlardır. Fulani halkın tahminen 7 ila 8 milyon arasında önemli bir kısmı, pastoralizdir ve onları dünyanın en büyük göçebe pastoral topluluğuna sahip etnik grup haline getirmektedir. Batı Afrika'da kurdukları yollar, bölgedeki tümüyle yalıtılmış etnik gruplar arasındaki ekonomik ve politik bağları güçlendiren geniş bağlantılar sağlamıştır. Fulani sığırlarından üretilen süt ürünleri, tarım ürünleri ve lüks ürünler için yerleşik çiftçilere satarlar. Fulani tüccarları daha sonra bu lüks eşyaları göçebe rotaları boyunca çeşitli gruplar arasında satarlar.

Nigerian current president; Muhammadu Buhari - A Fulani Man

Fulani Halkının ilk kökeni, çok farklı fikirlerle gizemli bir şekilde en büyüleyici ve derindir. Birçok akademisyen, Yahudi-Suriye kökenli olduklarına inanıyor. Ancak, genel olarak Fulani'nin hem Kuzey Afrika'dan hem de Sahra-altı Afrika'daki göçebelerden indiği kabul edilmektedir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan geldiler ve Orta ve Batı Afrika'ya Senegal bölgesinden yerleştiler, Tekruur İmparatorluğu'nu oluşturup daha sonra, Batı Afrika'daki tüm ülkelere yayıldılar ve göçebe yaşam tarzlarına öncülük etmeye devam ettiler. Bazıları, Fulani halkının kökeni hakkında spekülasyon yaparken, Fulani arasında mevcut dil ve genetik kanıtlar, yerli bir Batı Afrika kökenli olduğunu göstermektedir. Onlarla ilişkili genetik soyların büyük çoğunluğu, diğer Batı Afrikalılarda en çok görülenleri yansıtmaktadır. Onların dilleri de en çok Wolof ve Serer etnik gruplarınkiyle yakından ilişkili Batı Afrika kökenlidir. Tarihsel ve arkeolojik kayıtlar, Fulani konuşmacılarının en az 5. yüzyıldan beri Batı Afrika'da yaşadıklarını göstermektedir. İlginç bir şekilde, Tassili-n-Ajjer'deki kaya resimleri, bölgedeki proto-Fulani kültürel özelliklerinin varlığını en azından M.Ö dördüncü binyıl rastlamaktadır. Fulani kültüründe uzman akademisyenler, bazı görüntülerin çağdaş Fulani halkları tarafından hala uygulanan ritüelleri tasvir ettiğine inanıyorlar.

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Sunday, September 9, 2018

Evet, Sen buramda artık yer aldın


Evet, çok hoşuma gitti
Evet, iyi hareketti
Evet unutulamazdı
Evet, mükemmel bir şeydir


Sen arkadaşsın, arkadaşım bildim
Sen dostsun, dostum bildim
Sen buramda artık yer aldın
Seni unutulmazlara yazdım


Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Wednesday, July 25, 2018

Tek Taraflı Aşk




A: Tek taraflı sevdiklerimiz (aşik olduklarımız), bir zaman sonra bizi hatırlayıp acaba bize ne olduğunu merak ederler mi? Bizimle olsaydılar ne olurdu diye hiç merak ederler mi? 

B: Onları bilmem de ama sizin onları aslı unutmayacağınızı biliyorum.

A: Öyle olması haksızlık değil mi? En azından bizi unutmamaları gerekmez mi?

B: Doğa kanunu bu, çünkü onların da öyle unutamadıkları ilk aşkları olmuştur.

A: Ah ah, bu aşk bu sevgi bu tek taraflı aşk ne kötü bir şey, sevilmediğini bildiğin halde vazgeçemiyorsun, her geçen gün daha da çok seviyorsun.

B: Merak etme kardeşim, birgün sevdiğin ve seni seven biri çıkar karşına onunla mutlu mesut yaşarsınız in şaa Allah.

A: Amin.

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Saturday, July 7, 2018

Hausa Dilinden bir Atasözün Işığından Çığlıklarım


Bir Hausa dili atasözü derki "'Gel yemek ye' demek, yemekten daha tatlıdır" diye. Sizin için açıklayayım bunu;
Gerçek hayatta hiç olmayacak bir şey bir arkadasınız sizin için yapacağım derse çok mutlu olursunuz, imkânsız olduğunu bildiğiniz halde. Mesela simdi ben seni dünyanın en büyük devlette başkan yapacağım dersem ve gözlerini kapat hop oldun bile J dünyada en büyük lider. Tüm dünya senin emirlerin altında, en sevdiğin insanlar senin yanında, bu dünyada en çok sevdiğin insan ile evlendin, dünya tatlıları çocuklarınız oldu, her daim mutlusunuz. İnan bana o anda yenmek üzere aslanın ağzında olsan bile hafiften gülümsüyor olurdun, mutlu olurdum. Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır hesabı.
Arkadaşlar işte sizden tek istediğim bu. Bana hiç veremeyeceğinizi bildiğim halde, asla yanımda olmayacağınız bildiğim halde, en azından hayallerimi bana bırakın ya, benim için hayaller kurmazsanız bile benim kurduğum hayallerimi bana bırakın ne olursun.
Size söylediklerim ne kadar saçma gelirse gelsin bırakın bende kalsın ne olursun. Gözlerimi açtırıp bütün söylediklerim hayal olduğunu, saçma olduğunu, sadece zaman geçirmek için gevezelendiğimi söylemeyin artık, benimde bir kalbim var ve inanınki benim bile olsa bu kalp gerçekten tastan değil kırılabilir. İncinebilir, her şeyi dalgasına alan biri gibi göründüğümü bende bilirim ama hemen yargılamadan önce bir sorun neden öylesin sen diye?
Belki ciddiyetten korktuğumu anlarsınız o zaman
Belki kalbimin kırılmasını istemediğimden bilerek öyle görünmeye çalıştığımı anlarsınız o zaman
Belki bir savunma taktiği olarak öyle göründüğümü anlarsınız o zaman
Belki sadece size öyle yaptığımı anlarsınız o zaman
Arkadaşlar biliyorum sizden çok şey istiyorum, sevmediğiniz halde seviyormuş gibi yapmak hiç kolay değil biliyorum ama sevilmediğini, sevilmeyeceğini bildiğin halde deli gibi sevip sevmiyormuş gibi yapmakta hiç kolay değil inanın bana.
Biliyorum anlamazsınız, denersiniz ama anlayamazsınız ama sadece anlayış gösteremez misiniz, çok mu zor anlayış göstermek. Sadece hayalimde bile olsa yanımda olma ihtimaliniz sıfır mı? Ben benim hayalimde sizi görsem sizde başkalarını görseniz ama size anlattığımda kırmazsanız beni, sabırla dinleseniz, zaten sadece bir hayal olduğu biliyorsunuz gülümseyip beni mutlu edecek bir söz söyleseniz olmaz mı ve yahut sadece kızmadan sinirlenmeden engeller çıkarsanız hayalime bende o engelleri geçmek için daha iyi hayaller kursam olmaz. Ne olursun olmaz mı? Neden, Neden, o kadar mı kötü biriyim. O kadar mı sevilmez bir varlığım, o kadar mı iğrenç biriyim. Hayallerine saygı duyulmayacak kadar.
Arkadaşlar özür dilerim, çok özür dilerim. Her zaman ki gibi yine ben hâksizim.
Sizden çok şey istediğimin farkındayım ama merak etmeyin artık söylediklerimin hepsini unutun, hiç bir şey istemiyorum artık sizden yok yok istiyorum ama en azından simdi size söylediklerimden hiç bir şey. Hayallerime saygı duymayın, dinlemeyin onları, başladığımda hemen saçma deyin kapatın konuyu.
Zira artık bende bundan sonra hiç anlatmayacağım size benim hayallerimi.
Sizinle dünya türüne çıkmak istediğimi anlatmayacağım
Sizinle dünyanın 7 harikasını görmek istediğimi söylemeyeceğim
Sizin bir karavan araba alıp dünyanın her yerine karış karış gezmek istediğimi söylemeyeceğim
Sizinle limandan limana yavaş yavaş teknemizle gezmek istediğimi söylemeyeceğim
Sizinle adrenalin yaşatan tüm heyecanlı maceralara atılmak istediğimi söylemeyeceğim
Sizinle dünyanın en yüksek dağına bisikletlerle çıkıp kamp yapmak istediğimi söylemeyeceğim.
Olur ya bundan sonra yine hayalime girerseniz inanınki elimden geldiğince çıkartmaya çalışacağım yapamazsam da size anlatmayacağım sizi hayalimde gördüğümü.
Ha bitirmeden o atasözün asil anlamını söyleyeyim de yine siz istediğiniz şekilde yorum yapamayasınız diye "Gel yemek yiyelim demek yemekten daha tatlıdır." atasözü, sevip umursadığın insana sevgini gösterip umursadığını hissettirmemizi teşvik eden bir atasözüdür. Yani adamı gerçeklerden uzaklaştırıp hayal dünyasında gezdirmek değil.

Sevgili Okurlarım,
Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Sizden duymak istiyorum.
Lütfen eğer sorularınız varsa yorum kısmından sorabilirsiniz? Sorularınız yoksa bile birbirimize daha iyi tanımak için sizin düşüncelerinizi merak ediyorum.
Sabırla yazılarımı okuduğunuz için en içten teşekkür ederim. Sizleri çok seviyorum.
Gelin hep beraber yiyelim :) Unutmayın "Gel yemek yiyelim demek yemekten daha tatlıdır. :D

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Sunday, July 1, 2018

Hrislam


            Hem Hristiyan hem de Müslüman olan birilerin var olduğunu hiç düşündünüz mü? Sanmam. Tabi Nijerya’nın dinlerini bilmiyorsanız böyle insanların varlığından haberdar değilsinizdir. Hristiyanlığı ve Müslümanlığı birleştirip yaşayanları tanımak istiyorsanız bu yazıya birkaç dakika ayırmanız yeterli olacaktır.
            Hrislam (Gerçekten tanrının mesajı, Oke-Tude veya İfeoluwa1 misyonu), Nijerya’nın yerel dinlerinden olup hem Hristiyanlığa hem de İslam’a birlikte inanılan bir dindir. 1970’lı yıllarda Tela Tella isminde biri tarafından kuruldu. Bu din mensupları hem Kur’an’a hem de İncil’e inanırlar ve onları kutsal sayarlar. Bu dine inananların çoğu Nijerya’nın en kalabalık şehri olan Lagos’ta yaşamaktadır. Müslümanların Kâbe etrafında yaptıkları Tavaf ve Yeşu’nun askerlerinin Eriha’yı kuşattığı gibi onlar da belirli bir yerde koşu yaparlar. Yaklaşık olarak 1500 kişi bu Hrislam dinine mensuptur.
            Nijerya’da bu dinin iki farklı mezhebi vardır. İlk olarak 1970 yılında Tela Tella tarafından kurulmuştur. Tela Tella’ya göre, bir gün ona melek gelir ve der ki: “Bu misyonu (görevi) sana tanrı vermiştir.” Diğeri ise 1999 yılında Samson Saka tarafından kurulmuştur. Buna da Oke-Tude denilir.
            Hrislam dini mensupları, hem Kur’an’ı hem de İncil’i kullanırlar ve ibadetlerini bu iki kutsal kitaplardan pasajlar okuyarak açıklarlar. Onlar Hz. Muhammed’e (sav), Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya inanırlar ve onları büyük peygamberler olarak kabul edip sevgi ve saygılarını gösterirler. İbadetlerinde Namaz vardır bunun yanında Hristiyanların kilise de yaptıkları ibadetlerde vardır. İbadet sırasında isteyen Allah’a isteyen Hz. İsa’ya dua eder. Ramazan ve Noel gibi İslam’a ve Hristiyanlığa ait dini günleri kabul edip kutlarlar. Her gün namaz kılarlar ve bu karma (sinkretik) dine insanları davet ederler.
            Hrislam dinindeki emirler Tela Tella tarafından açıklanmıştır. O, Authority2 dağındayken Tanrı ona emir ve yasaklar hakkında bildirdi. Bu emirler ahlak, davranış, yeme içme, giyiniş tarzı ve temizlik gibi konuları içerir.
            Oke-Tude mezhebinde Pazar günü üç çeşit ibadet yapılır. Birincisi İslam’a ait, İkincisi Hristiyanlığa ait ve üçüncüsü de bunların karışımı şeklindedir. Bu ibadetlere Saka önderlik yapar. Fakat İfeoluwa mezhebinde Cumartesi günü ibadet edilir. Tela Tella, Müslümanların Cuma gününde Cuma namazı kılmaları ve Hristiyanların Pazar günü etmeleri nedeniyle, taraf tutmadığını göstermek için Cumartesi gününü tercih etmiştir.
            Cumartesi günü üç defa ibadet yapılır. İlk çıktığında Tela Tella kutsal kitaplardan pasajlar okur daha sonra bunların tam olmadığını söyler. Bu yüzden O kendi kitabını yazmaya başlar ve eserine “İfeoluwa kitabı” ismini verir. İfeoluwa mezhebimde yıllık bayramlar da vardır. Bu bayramlarda insanlar Authority dağına hacca giderler. Orada üç gün kalırlar ve ibadet ederler.
            Hrislam dinini benimsemiş olan Yoruba3 kabilesi, şayet İslam ahiret hayatında doğru ise namazlarının onları kurtaracağını inanırlar. Yok, şayet Hristiyanlık doğru ise kiliseye gitmiş olmalarının kendilerini kurtaracağına inanırlar.

1: İfeoluwa; Tanrı’nın dilediği veya Tanrı’nın misyonu.
2: Authority; Nijerya’da bir dağ.

Sevgili Okurlarım,
Sıra sizde, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Saturday, June 30, 2018

Kalbine giden yol



Uzaktan gördü onu, heyecanlandı ve gülümsedi sanki nefes alamıyormuş gibi hisseti sonra hemen internette izlediği bir video geldi aklına. Videoda çocuklar oynuyorlardı (4-5 çocuk), çocuklardan biri:"Aşık nasıl olunur?" diye sorar ve diyalog şöyle devam eder;

Çocuk_1: Aşık nasıl olunur?
Çocuk_2: Heyecanlanırsın
Çocuk_1: Heyecanlandım
Çocuk_2: Gülümsersin.
  (Gülümser çocuk_1)
Çocuk_1: Gülümsedim
Çocuk_2: Nefes alamazsın
  (Şaşırır çocuk_1, nefessiz yaşanmayacağını bildiği için)
Çocuk_1: Ama nefes almazsam ölürüm.
 (Ve tam burda çocuk_2 aşık nasıl olucağını açıklar)
Çocuk_2: İşte nefes alamadan yaşarsan aşık olursun.

Bunu hatırladıktan sonra biraz sesli gülümsedi ve galiba aşık oldum der. Yavaş yavaş ona gider gülümseyerek. Oraya vardığında şöyle bir diyalog geçer.
A: Merhaba
B: Merhaba
A: Bir şey sorabilir miyim?
B: Tabi buyrun
A: Bir adres soracağım (hafiften gülümser)
B: Buyrun
A: Kalbine giden yolu acaba nereden gecer?
B: Gittin bile.

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Friday, June 29, 2018

Yüzün


Gece son senin yüzün
Rüyamda senin yüzün
Sabah ilk senin yüzün
Görmek istiyorum Ben.


Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Monday, June 25, 2018

Ben olmak ZORUNDAYIM


Ben güçlü olmak zorundayım
Ben kahraman olmak zorundayım
Ben ben olmak zorundayım
Ben büyük olmak zorundayım
Ben ailem için,
Ben kendim için,
Ben senin için güçlü olmak zorundayım
Ben en küçüğüm, ben en büyük olmak zorundayım
Ben hallederim, ben yaparım, ben yapacağım.
Çünkü ben hallederim,
Ben yaparım,
Ben yapmalıyım.
Çünkü Ben en büyük olmak zorunda olan en küçükleridir.
Çünkü Ben güçlü olmak zorundayım.


Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Friday, June 22, 2018

Son Hikâye



Bu sorumluluğumun son dönemidir. Zaman hiç anlamadan ve bilmeden nasıl o kadar hızlı çabuk geçtiğini beni çok şaşırttı. Dört yıl öncesine dönüp baktığımda gözlerim yaşla gönlüm karışık duygular içerisinde kalıyorum.

                Dört yıl önce bir Mart ayın sabahıydı, Bir öğretmenim beni çağırdı ve “Seni inşallah Türkiye’ye göndereceğiz lise eğitimini orada alacaksın.” Dedi. Tabi ki çok mutlu oldum -nitekim ilk defa yurtdışına çıkacaktım- başıma yüklenen sorumlulukları bilmediğimden, eğer bilseydim belki orada ağlardım çünkü böyle fırsat bulup ta değerlendiremezsem çok pişman olurdum. Neyse kabul edip hazırlanmaya başladım.

                Hayatımı değiştiren yolculuğa çıkıp kendimi benzeri olmayan bir gezegende buldum. Hani Türkiye’ye gideceksin dediklerinde mutluydum ya okul girişinde duygularım ve düşüncelerim yani her şey değişti. Çünkü okulun içerisinde nasıl anlatacağımı bilmediğim bir hava, koku, neşe, sevgi ve kardeşlik çıkıyor, farklı renklerden insanlar hep beraber oynuyor, oturuyor, sohbet ediyorlar okulun bahçesinde. Her şey değiştiğini vurguladım ya orada MUTLU kelimesi gördüğüm bu mekâna az gelir. Bu okula coşku ve heyecan ile girdim.

                İçimde soru işaretler olduğu halde böyle bir ortamda bulunduğum için seviniyorum. İçimdeki soruların cevaplarını da yavaş yavaş aramaya başladım, arıyorum. Misal, bu insanlar ile nasıl iletişim kurabilirim? Nasıl davranmam gerekiyor? Böyle mi yapsam, şöyle mi? Çok farklı ülkelerden çok farklı kültürlerin bulunması, böyle şeylerin yaşanması tabii tutuyor. Rahatlıyorum bunun için.

                Dört yıl önce yazmaya başladığım bu yazı yanı lise son sınıftayken yazmaya başladığım bu hikâye şimdi üniversiteden mezun olurken bulup sizinle paylaşmak istedim. O zamanlar arşivleme olanağım yeterince olmadığı içinde sadece yukarıda sizinle paylaştığım kısmı buldum. O yüzden şimdilik noktayı koyarken, son zamanlar okuduğum ve bende derin izler bırakan “hayal sözleşmesi” adlı kitabın yazarı Dilek YARDIMCI’nın kitaptaki son sözleri ile bitiriyorum bende.

Sevgili okur,

Biliyorum, kızacaksın ama buraya kadar! Okuduğun ve bana katlandığın için teşekkür ederim. İlle de merak ediyorsan bu hikâyenin devamı, başka bir kitapta (yazıda) olacak. Eğer o yazı çıkmışsa ve okuyorsan “geri kalanı buldum” demektir. Kitabi bulamazsan bulamadım! Yok, ısrar ile devamını öğrenmek istiyorum diyorsan sen uygun bir son bulursun! Her şeyi de benden bekleme!

Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Wednesday, June 20, 2018

Kapatma Butonu


Kapatma butonu olsa keşke herşeyin
Mesela perdesiz odanda yatarken,
Tam gözüne gelen sokak lambanın
Yahut kilitli olup anahtarı kaybolmuş kapının
Yok olsaydı keşke imkansiz umutlar
Geri gelmeyecek o güzel anların
Kapatma butonu işte

Ama olmasın be, OLMASIN artik
Çünkü zamanında acı verse bile,
Geçtiğinde hatira diye kalır,
Belki bir zamanlar gizliden gizliye ağladığın konular,
Kahkahalar ile anlatırsın sevdiklerine,
Torunlarına.



Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Friday, June 15, 2018

Bayram



Asıl bayram komşun açken tok yatmadığın gündür

Asıl bayram çevrene zarar vermediğin gündür
Asıl bayram ülkem için fedakarlık yaptığın gündür
Asıl bayram kimseye kötülük etmediğin gündür
Asıl bayram ümmetin derdiyle dertlendiğin gündür
Asıl bayram Filistinli çocukların Mescidi Aksa'da özgürce oynayabildiği gündür
Asıl bayram Arakandaki kardeşlerimizin kurtulduğu gündür
Asıl bayram Kadınların şiddet görmediği gündür
Asıl bayram ırkçılığın olmadığı gündür
Asıl bayram dünya'nın hiçbir yerinde çocukların açlıktan ölmediği gündür
Asıl bayram İslam ümmetin ayağa kalktığı gündür
Asıl bayram günahsız geçirdiğimiz gündür
Asıl bayram şehadet ile son nefes verdiğimiz gündür
Asıl bayram kabrimiz nur ile dolduğu gündür
Asıl bayram mahşerde peygamber efendimizle yanyana durduğumuz gündür
Asıl bayram Kevser havuzunda toplandığımız gündür
Asıl bayram Cennete girdiğimiz gündür
Ramazan/Kurban bayramımız mübarek olsun.
Allah, asıl bayram olan cennette bizi yaratan rabbimiz görmeyi nasip etsin.
Amin


Yazar:Suleiman Usman IDRISS

Sıfat


Ben bir yazar olmak istiyorum
Leyla, Mecnun hakkında aşk hikâyesi yazan yazar değil ama
Bir şiir yazarı da değil ama
Ben bir yazar olmak istiyorum.
Dünyaca ünlü ama ünü komedi bir kitap ile değil,
Polisiye, Hikâye kitabı ile değil ama
Ben bir yazar olmak istiyorum.
İsimlerimizdeki sıfatlar hakkında yazı yazan bir yazar olmak istiyorum.
Öyle bir yazar olmak istiyorum ki,
Yazarlar bana yazacak sıfatlar yazamasınlar.
Ben gerçek bir yazar olmak istiyorum.
Yazar: Suleiman Usman IDRISS

Saturday, June 9, 2018

Dört Arkadaş


Şehrin en kalabalık yerinde oturdular
Kahvelerini masaya bıraktılar
Birbirlerine baktılar
Etrafa baktılar
O kalabalıktaki insanların
Hepsine
Birer birer
Uzun uzun
Baktılar

Kimileri sohbet ediyor
Kimileri gülüyor
Kimileri üzgün üzgün oturuyor
Kimileri sevgili
Kimileri düşman
Kimileri dost

Bazıları orada son oturuşlarıdır
Bazıları yine oraya tekrar geleceklerdir
İşte o karmakarış;
Çocuk genç yaşlı
Kız ve erkeklerden oluşan kalabalıkta
Bu dört arkadaş oturup sadece birbirlerine bakıyorlar
Çünkü gözleri tüm konuşmayı yapıyor
Çünkü yüzleri her şeyi anlatıyor
Çünkü ne yaşadıklarını sadece kendileri biliyor
Çünkü konuşacak olsalardı
Ne zaman yeterli olur
Ne de kelimeler tam olarak anlatabilir
Gözlerinin anlatabildiği gibi

Belki tarih yazmaz onları
Belki isimleri asla bilinmeyecek
Belki kimse değer vermeyecek onlara
Ama onlar razı, çünkü onlar ne yaşadıklarını biliyorlar.



Yazar: Suleiman Usman IDRISS